digoron.org

SARMATLAR

    SARMATLAR

    SARMATLAR
    Sarmatlar ve Amazonlar
    Herodot, Tarih adlı eserinde Sarmatlar değil de Sauromatlar’dan bahseder. Bunların kökeni ile ilgili bir efsane anlatır. Bu efsanede, iyi bilinen kadın savaşçılar olan Amazonlar vardır. Bu efsaneye göre, Yunanlılar, bugünkü Trabzon yakınlarındaki Themiskyra’da (Terme) olan bir savaşı kazanırlar ve düşman erkeklerinin tümünü öldürdükten sonra kadınlarını üç gemiye doldurup denize açılırlar. Açık denizde kadınlar (Amazonlar) gemilerdeki Yunanlıların hepsini döve döve öldürürler. Ama gemileri kullanmasını bilmedikleri için rüzgârın yönünde giderler ve İskit ülkesinde karaya çıkarlar. Orada İskitlerin atlarını çalarlar ve binerek ülkede yağma ve talana başlarlar. İskitler, onların kadın olduklarını bilmeden onlarla savaşırlar. Daha sonra, ölülerine bakıp onların kadın olduklarını görünce savaşmaktan vazgeçerler. Büyükler toplanır ve ne yapacaklarını tartışırlar. Kararları, bu kadınlara genç erkekleri göndereceklerdir ve onlarla dost olmayı deneyeceklerdir. Öyle yaparlar; genç İskit erkekleri Amazonlara yaklaşır ama dövüşmezler; kadınlar yaklaşınca uygun bir mesafeya kadar uzaklaşırlar. Bu böyle bir süre devam eder ve kadınlar bu gençlerden kendilerine zarar gelmeyeceğini anlar ve rahat bırakırlar onları. Bir süre sonra erkekler yalnız buldukları kadınlarla ilişkiye girerler. Erkeklerin, gelin bizimle birlikte, bizim aramızda yaşayın, bizim eşlerimiz olun, teklifini geri çevirirler; çünkü derler, biz sizin kadınlarınız gibi akşama kadar evde oturamayız; ava çıkarız, savaşırız. Ama onlara eğer bizimle yaşamak istiyorsanız Tanais (Don) nehrinin öte yanına geçelim, orada yaşayalım, derler. İskit gençleri de bu teklifi kabul ederler ve nehrin doğu yakasına geçerler ve bu karışımdan Sarmatlar oluşur(!). Herodot, Sarmatların da İskit dili konuştuklarını ama kötü konuştuklarını yazıyor.
    Bu anlatılan elbette efsanedir. Ancak, içinde gerçekler de var; şöyle ki; İskitler ve Sarmatlar akrabadırlar, farklı lehçede de olsa aynı dili konuşmaktadırlar; Sarmatlar Don nehrinin doğusunda yaşamaktadırlar ve Sarmat kadınları da erkekleri ile beraber savaşa ve avlanmaya gitmektedirler. Bu kadın savaşçıların varlığı bölgede yapılan kazılarda Sarmat dönemi mezarlarındaki buluntulardan da doğrulanmıştır. Bulunan savaşçı mezarlarının yüzde otuzbeşi kadın savaşçılara aittir; yanlarında ok, yay ve kısa kılıçlar bulunmaktadır.
    Sauromat – Sarmat ilişkisi
    Halen tartışmalı bir konu, Herodot’da adı geçen Sauromatlar ile Sarmatlar arasındaki ilişkidir. Sauromatlar, Sarmatların ataları mıdır yoksa her ikisi de farklı birer kabile, boy mudurlar? Genel kabul gören görüş, Sauromatların bizim bildiğimiz Sarmatların ataları olduğu şeklindedir
    “Sarmat dünyasının oluşmasının yeniden yapılandırılan arkeolojik tarihini arkeolojik veriler de doğrulamaktadır. Sauromat döneminin Güney Ural nüfusu sahip olduğu özellikler bütünüyle MÖ 5. ve 7. Yüzyıllarda Kazakistan ve Aral gölü civarında oturan Sakalar ve Usun gurupları ile morfolojik benzerliklere sahiptir. Genel olarak, Güney Ural göçebeleri ile Sakaların aynı genetik toplumdan geldikleri belirtilir” (Alan A. Tuallagov, İskitlerden Erken Alanlara Kuzey Kafkasya).
    “Don nehri, Uralların güneyi ve Aral gölü arasında kalan bölgede, M.Ö. 4’ncü yüzyılda, içinde Massagetlerin ve Sakaların da bulunduğu geniş ve güçlü bir Sarmat federasyonu vardır. Bu federasyonu oluşturan boylar 4’ncü yüzyıl ve 3’ncü yüzyıl arasında yoğun bir şekilde Orta Asya’ya ve batıya, Karadeniz istikametine doğru göçederler. Sarmatlar, 3’ncü ve 2’nci yüzyıllar arasında tüm İskit ülkesini, Dobruca’ya kadar istila ederler.
    İskitya’daki Sarmat istilası ülkenin ve bölgenin tüm dengelerini alt üst eder. Yunan kıyı kentleri ile İskitler arasındaki ve İskitlerle Yunanlılar arasındaki ticaret bu istiladan olumsuz etkilenir. Sarmat istilasından dolayı mağdur olan İskit egemenleri Yunan kıyı kentleri üzerinde baskı ve talan faaliyetlerini artırırlar. M.Ö. 3’ncü yüzyıl başlarında Sarmat kraliçesi Amage’dir ve Bosfor kralı İskitleri Amage’ye şikâyet eder. Amage de İskit kralına Bosforluları rahat bırakmalarını “emreder.” İskit kralı buna rağmen tacizlere devam edince, Amage yanına küçük bir atlı savaşçı gurubu alarak İskit kralının konutunu basar ve kralı öldürür, yerine kralın oğlunu geçirir. Sarmatlar, 2’nci yüzyıl başlarında Yunan kolonilerine gerekli güvenceyi ve kolaylıkları sağlayarak bölgenin ticari faaliyetlerinin yeniden başlamasını sağlarlar” (Osetya Tarih Atlası).
    Başlıca Sarmat boyları
    İskit ülkesini istila eden belli başlı Sarmat boyları, batıdan doğuya doğru, İazgiler, Roksalanlar, Kral Soylu (Krali) Sarmatlar, Siraklar ve Aorslardır.
    İazgiler, süreç içinde bugünkü Macaristan ve bir kısım Avusturya topraklarını içine alan Pannonia’ya kadar gelir yerleşirler ve Roma ile komşu olurlar. Doğu komşuları Kral Soylu Sarmatlar, Kuzey komşuları ise Roksalanlardır. Ancak arkeolojik bulgular, İazgilerin bu bölgede oldukça yoksul bir hayat yaşadıklarını göstermektedir. Bölge madenler açısından fakirdir ve İazgiler’in Karadeniz kıyı kentleriyle ticaret yapmaları aradaki düşman topluluklar tarafından engellenmektedir. Bir kısım İazgiler, süreç içinde Tuna’nın güney kıyılarına yayıldılar ve Traklarla kaynaştılar. Diğer bir kısmı ise Roma ile savaşarak ama çoğu kez anlaşarak bir yaşam sürdüler. M.S. 3’nci yüzyılda bölge Alanlar tarafından istila edilinceye kadar burada yaşadılar. M.S. 175 yılında Roma ordusu ile İazgiler arasındaki savaşı İazgiler kaybetti. Roma imparatoru Marcus Aurelius ile İazgi kralı Zanticus arasında yapılan anlaşmaya göre, İazgiler, savaş tazminatı olarak, 8500 atlı savaşçı verdiler Roma’ya. Bunların 5500 kadarı, Roma tarafından İngiltere’ye götürüldü. Bunlar, daha sonra ortaya çıkacak olan Kral Arthur ve Yuvarlak Masa Şövalyeleri efsanesine kaynaklık edecek olan İazgilerdir. Bu efsaneyi besleyen önemli bir başka faktör de M.S. 5’nci yüzyılda Germen kavimleri (Gotlar) ile birlikte Galya’yı, bugünkü Fransa, istla edecek olan Alanlardır. Bu konuya ileriki bölümlerde daha geniş olarak değineceğiz.
    Roksalanlar da önemli Sarmat boylarındandır ve İazgileri batıya doğru sürenler Roksalanlardır. Dinyeper ile Don nehirleri arasında göçebe bir hayat sürüyorlardı. Roksalanların kendileri de Gotlar tarafından batıya doğru sürülmüşlerdir. Roksalanlar, İazgilerin Roma ile savaşlarında İazgilere destek olmuşlar, saflarında savaşlara katılmışlardır. Daha sonra büyük oranda İazgilerle birleşmişlerdir.
    Kral Soylu (Krali) Sarmatlar’a gelince, onlar diğer Sarmat boyları tarafından bir tür korunmaya alınmışlardı ve Sarmatya’nın merkezinde yerleşiktiler. Kral Soylu Sarmatlar, federasyonun merkezi ve birleştirici otoriteydi. Doğudan ard arda gelen göç dalgaları nedeniyle Kral Soylu Sarmatlar da zamanla diğer Sarmat gurupları ile birleşip kaynaştılar (İbrahim Durmuş, Sarmatlar).
    Siraklar, Doğu Sarmat boylarındandır. Genellikle, sık sık çatışmalı oldukları Aorslarla birlikte anılırlar. Kuzeybatı Kafkasya’nın ovalarında, Kuban nehrinin güneyinde yerleşiktiler. Yerli Meotları egemenlikleri altına almışlardı. Siraklar, Aral Denizi güneyinde yaşayan Sakaların batıya gelen bölümüdür. Darius’un M.Ö. 519’daki Saka seferi sırasında, Sirak adlı bir çobanın Darius’un ordusunu bilerek yanlış yönlendirerek çöle göndermesi ve ülkesini felaketten kurtarması ismini kahramanlaştırmış ve bu olay Pers kayıtlarına geçmiştir. Daha sonra Siraklar adında bir Saka topluluğu ortaya çıkmıştır. Siraklar, Sarmat toplulukları içinde kendi devletlerini kuran ilk topluluktur. Toplumsal örgütlenmeleri ve ekonomik gelişmişlikleri ile öne çıktılar. Güney Kafkasya’yı da istila etmişlerdir. Aors ve Roma ortak ordusuna karşı savaşı kaybettikten sonra zayıflamaya başlamışlar ve M.S. 2’nci yüzyılda ortadan kalkmışlardır (B.N.Grakov, İskitler).
    Aorslar, Don nehrinin doğu tarafındaki bozkırda yaşıyorlardı. Bölgeye Siraklarla birlikte Aral gölünün güneyinde yaşayan Sakalar ülkesinden gelmişlerdir. Massagetlerin içinden çıkan bir boy olduğu şeklinde görüşler vardır. Sayıca kalabalık ve güçlü bir askeri örgütlenmeleri vardı. M.Ö. 130 ve 125 yılları arasında Don ve Tuna nehri arasındaki bölgeye hâkim oldular. Onların batıya doğru göçleri Hunların da batıya doğru yayılmalarıyla zaman olarak çakıştığından göç nedeni anlaşılabilir olmaktadır. Aorslar, Kral Soylu Sarmatlarla birleşerek Don nehrinden Hazar Denizi arasında güçlü bir imparatorluk kurmuşlardır. M.Ö. 50’li yıllarda Aorsların içinden çıkan Alanlar giderek artan oranda güçlenerek kendilerinden bahsettirmeye başladılar. Kuzey Kafkasya ovaları ve bozkır izleyen süreçte Alan hâkimiyetine geçti ve Aorslar da Alanlar içinde eridiler.
    Sarmat dünyası
    Sarmatlarda toplumun temeli aile idi. Kan bağıyla bağlı aileler bir araya gelir ve boyları meydana getirirlerdi. Boylar sürülerin ve otlakların ortak sahibiydiler. Zamanla nüfusun artması bazı kolların ayrılmasına neden oluyordu ancak bu kan bağının devamı için engel teşkil etmemekteydi. Sarmatların yaşadığı coğrafyada iklim koşulları yaşam biçimini de belirleyen önemli bir faktördü. Yazın yaylalara ve geniş otlaklara yayılan boylar kış gelince daha korunaklı ve göreli olarak daha az soğuk yerlerde toplanıyorlardı. Bu toplanma doğal olarak bazı sorunlar ve çatışmalara neden oluyordu. Sarmatlar bu tür sorunları çözmek için, bugün Osetlerde halen devam ettirilen, “Hişder” ve “Nıhaş” kurumlarını geliştirdiler. Boyun yaşlıları bir araya gelir, sorunu görüşür, çözümü karara bağlar ve taraflara bildirirlerdi. Bu karara uymak zorunluluktu ve karar kesindi. Her aile ve büyük aile kendi “Hişder”i tarafından temsil edilirdi. Bu kurumlar, göçebe Sarmatların uzun süre bir arada yaşamalarının güvencesi olmuştur.
    « Sarmatlarda dinsel inançlar hakkında çok fazla veri bulunmamaktadır. Ancak onların da İskitlerin dini inançlarına yakın bir inanç sistemi geliştirdikleri kabul edilmektedir. Sarmat anıtları genellikle Kuzey Kafkasya topraklarında geniş bir yayılma gösterir. Bazı araştırmacılara göre, Sarmat eşyalarının üzerinde ve Kuzey Kafkasya’daki mezar komplekslerinde bulunan ayrı ayrı tasvirler, Sarmatlar arasında aynı İskitlerdeki gibi Ares kültüne benzer bir kült bulunduğunu ortaya koymaktadır » (Alan A. Tuallagov, İskitlerden Erken Alanlara – Kuzey Kafkasya).
    “Sarmat fetihlerinin gelişmiş silah ve ustaca askeri taktikler olmadan başarıya ulaşması elbette olanaklı olmazdı. Sarmat dönemi, askerlik tarihinde ağır silahlı atlı savaşçıların ve yakın dövüş taktiklerinin öneminin arttığı bir dönemdir. Erken Sarmat ordusunun çekirdeğini henüz deri zırh ve tolgalı hafif okçu süvariler teşkil ediyordu. Ama Sarmatların askeri üstünlüğü ağır silahlı atlı birliklerin kullanılmasıyla kendini gösterdi. Bu birliklerin sayısı ve Sarmat ordusundaki işlevi sürekli arttı. Metal zırh ve boynuzdan yapılan tolgayla kendini koruyan Sarmat savaşçısı mızrağıyla düşmanı yere yıkıyor ve uzun süvari kılıcıyla da öldürüyordu. Sarmat şövalyeleri uzun cins atlarını da özel teçhizatla donatıyordu.
    Sarmatlarda genç kızlar da erkekler gibi ata binmekte, tek başlarına veya erkeklerle birlikte ava ve savaşa gitmekteydiler. Kadınların bu özel konumları bölgede bulunan kadın savaşçı mezar buluntuları ile de doğrulanmıştır.
    Sarmatlar – Aorslar – Kafkasya’dan Don bozkırlarına Hindistan ve Babil mallarıyla yüklü deve kervanlarının geçtiği elverişli ticaret yollarını denetimleri altında tutuyorlardı. Bu yol, ki Sarmat Yolu deniyordu, Avrupa ile Hint ve Çin pazarlarını birleştiren yoldu. Sarmatlar, Bosfor Krallığı ve Kuzey Karadeniz kıyı kentleriyle sıkı politik, ticari, kültürel ilişkiler içindeydiler. Sarmatların bir bölümü, Aşağı Don ve Kafkasya’da yerleşik tarım-hayvancılık ekonomisine geçtiler. Bu da yerli nüfusla kaynaşmalarına sebep oldu. Kafkasya, İskit dünyasının çok eski zamanlardan beri ayrılmaz bir parçasıydı. Sarmat fetihleri, İskit geleneğini (Hint-Avrupa, İran, Aryan) pekiştirmişti. Antik yazarların ve Gürcü vakanüvislerin yazdıklarına göre Merkezi Kafkasya’ya İskit ve Sarmat toplulukları yerleşmişti. Öte yandan, batıya doğru giden Sarmatlar şimdiki Romanya, Macaristan, Bulgaristan, Fransa, İtalya ve İngiltere’ye yerleştiler” (Osetya Tarih Atlası).
    Got istilası
    “M.S. 2’nci yüzyıla gelindiğinde, Kuzey Batı’dan gelen Gotlar (Germen kavimleri) önce Roksalanları yenmişler, yenilen Roksalanlar büyük ölçüde Got egemenliğine girmiş, kalanlar da daha kuzeye doğru dağılmışlardır. Ardından, Gotlar Merkezi Sarmatya’yı da ele geçirince Sarmat Federasyonu dağılmıştır. Bundan böyle bölge Got ülkesi olarak adlandırılmaya başlar” (İbrahim Durmuş, Sarmatlar).
    HAYRİ ATA…

    https://www.facebook.com/groups/ozguroset/permalink/1419380234846352/

    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

    Yandex.Metrica