digoron.org

OSETLERİN DAĞLARDAN OVAYA İNİŞLERİ

    OSETLERİN DAĞLARDAN OVAYA İNİŞLERİ

    OSETLERİN DAĞLARDAN OVAYA İNİŞLERİ
    O DÖNEMDE GENEL OLARAK KUZEY KAFKASYA
    Rusya Kafkasya’da Osmanlı ve İran engellerini bertaraf edip İngilizleri de tarafsızlaştırdıktan sonra Kuzey ve Güney Kafkasya’yı işgal ve yerleşme planları yapmaya başladı…
    Osetlerin Terek ovasına inmeleri karşılığında gönüllü olarak Rusya’ya iltihak etmelerinin (1774) ardından Gürcistan da Osmanlı ve İran’a karşı güvenlik nedeniyle Rusya’ya iltihak etti (1801)…
    Gürcistan’ı benzeri nedenlerle Azerbaycan (1803) ve Ermenistan (1828) izledi…
    Kabardeyler de zaten geleneksel olarak Rusya ile uzlaşma politikaları nedeniyle bir engel oluşturmadılar; sadece Osetlerin ovaya inmeleri planına itiraz eder gibi oldular ama sonuçta onlar da Rusya’nın bölgedeki oyun kuruculuğunu kabul ettiler…
    Nüfusu tamamen Müslüman olan Dağıstan halkları ve Çeçenler bu durumdan rahatsızlıklarını yavaş yavaş belli etmeye ve Rus karşıtı bir ayaklanmanın (Gazavat) alt yapısını oluşturmaya başladılar…
    1820’lerde başlayan ayaklanma 1859 yılında ancak bastırılabildi ve ayaklanmanın son önderi Şeyh Şamil Ruslara teslim oldu…
    Ancak Kuzeybatı Kafkasya dağlarının kuzey ve güney yamaçlarını ve Karadeniz kıyılarındaki liman şehirlerini bir ölçüde kontrol eden Adıge (Çerkes) Boyları ve Abazalar henüz son sözlerini söylememişlerdi…
    Rusya’nın Kuban üzerinden Karadeniz’e inebilmesi, liman şehirlerini ele geçirip Karadeniz’in kuzey ve doğu sahillerini kontrol edebilmesi için bölgenin kadim halkları olan Çerkes ve Abazalara da kendi egemenliğini kabul ettirmesi gerekiyordu…
    Bölge halkları Rusya’ya karşı Kuzeydoğu Kafkasya’da başlayan ayaklanma ile eş zamanlı olarak kapsamlı bir savunma ve direniş savaşı başlattılar…
    Çerkesler Osmanlı, İngiltere ve Polonya’nın bazen doğrudan bazen dolaylı desteğini aldılar…
    Rus-Çerkes savaşları 21 Mayıs 1864 yılında resmen sona erdi ve 1 milyona yakın Çerkes anayurtlarından zorla çıkarıldı ve Osmanlı topraklarına sürüldüler…
    Osetlerin dağlardan ovaya inmeleri süreci işte bu tarihsel dönemde ve bölgesel koşullarda gerçekleşti…
    Planlı ve kitlesel yerleşimler 1800’lü yılların başlarında başladı…
    Bu konu ile ilgili bir yanlış algıya değinmemiz gerekiyor…
    Bölgenin hâkim gücü olan Rusya Osetlerin ovaya inmelerine izin verirken bu olayın Osetlerin yararına ve çıkarına olduğunu düşündüğü için vermedi bu izini…
    Kendi yayılmacı ve emperyal çıkarlarına uygun olduğunu düşündüğü için Osetlerin ovaya inişini destekledi ve onayladı…
    Öte yandan Osetlerin de gerek Rusya’ya iltihak etmeleri gerekse ardından ovaya inmeleri “Rusçu” oldukları için değildi…
    Bu da tamamen Oset ileri gelenlerinin (Zurab Yelihanov öncülüğünde) yok olmanın eşiğine gelmiş halkını açlıktan, hastalıklardan, eğitimsizlikten ve de en önemlisi topraksızlıktan kurtarmak için Rusya ile yaptıkları bir anlaşmaydı…
    Bu anlaşma sayesinde Osetler yok olmaktan ya da en azından bölgenin diğer güçlü devletlerinin “bağımlıları” olmaktan kurtuldular…
    Ovaya indikten sonra ekonomik, sosyal, kültürel her alanda gelişme yoluna girdiler ve nüfusları da hızla arttı ve bugünlere kadar gelebildik…
    RUSYA’NIN HESABI
    Rusya’nın Osetya ve Osetlerle ilgili tüm planları ve uygulamaları Rusya ile Gürcistan’ı ve Güney Kafkasya’yı bağlayan “Gürcistan Askeri Yolu”nun güvenliği ile ilgiliydi…
    Mozdok’tan Tiflis’e giden bir askeri yol inşa ettiler ve bu yol Terek nehrine paralel bir şekilde Vladikavkaz’dan geçerek Daryal Boğazı üzerinden güneye Gürcistan’a iniyordu…
    Vladikavkaz bu amaçla 1784’te bir “kale-kent” gibi inşa edildi…
    Bu yoldan asker, silah, mühimmat ve diğer tüm levazım ihtiyaçları taşınıyordu ve Ruslar için bu yolun güvenliği hayati önemdeydi…
    Ruslar ne Osetlere ne de diğer Kafkas halklarına güvendikleri için Vladikavkaz ve Mozdok arasında yol boyunca Rus Kazaklarını yerleştirmek için beş farklı yerleşim merkezi kurdular…
    Bu yerleşimlere yoğun bir Kazak göçü başladı…
    Kazaklar hem Gürcü Askeri Yolu’nu koruyacaklar hem de olası yerli ayaklanmalarını bastırmak için silahlı güç olarak kullanılacaklardı…
    Vladikavkaz’ın yiyecek ve diğer ihtiyaçları için şehir çevresinde irili ufaklı köy yerleşimleri ortaya çıktı; bunlar daha çok Tagaur Boğazı’ndan getirilen münferit köylülerdi…
    Bu arada Ruslar Tagaur Uezdan Aile Şefleri ile anlaşmalar yaptılar ve 1813’ten itibaren Uezdan aileler ovaya inmeye başladı…
    İlk anlaşma yaptıkları aile aynı zamanda Daryal Boğazı’nı da kontrol eden Tagaur Beylerinden Dudarovlar oldu…
    Taşoltan Dudarov ailesi ve bağlı köylüleri ile birlikte ovaya indi ve Redant (Fıdhuz) köyünü kurdular…
    Ardından İnal Dudarov ailesi ve bağlı köylüleri ovaya indi ve Yelizavetinski köyüne yerleştiler…
    Dudarovlar Mozdok – Vladikavkaz yolunun güvenliği ve korumasını da üstlenmişlerdi…
    Ardından 1822 tarihinde Kafkasya Genel Komutanı Yermolov ile dört Oset Topluluğu (Digor, Alagir, Kurtatin ve Tagaur) arasında bir ovaya yerleşim anlaşması ve planı yapıldı…
    Bu topluluklara bağlı aileler kendilerine gösterilen yerlerde kendi köylerini kurarak 1839 yılına kadar süren bir sürede ovaya yerleştiler…
    Dağdan ovaya yerleşme planı aynı şekilde Güney Osetya’da da uygulamaya kondu ve Tual, Urs-Tual, Kudar, Dsau ve Ksan Oset toplumları ovaya inerek otuz kadar yeni köy kurdular…
    BAZI RAKAMLAR
    Osetlerin nüfusunun 18. yy başlarında 100 bin kadar olduğu tahmin edilmektedir…
    Ancak 19.yy başlarında ortaya çıkan veba salgını nedeniyle 35 binlere kadar düştü…
    20. yy başlarında ise tekrar 135 binlere ulaştı…
    Osetler dağlarda tam bir kast sistemi içinde yaşamaktaydılar; toplum zengin, güçlü ve silahlı olan ve aynı zamanda toplumun karar, idare, denetim mekanizmalarını ve kontrolünü de elinde tutan Uezdan (Aristokrat) aileler, Uezdan ailelere sadece yıllık ayni vergi ile bağlı olan Ferşagleg (Hür Köylüler) ve yine Uezdan ailelere tamamen bağımlı olan Kevdeşartlar ve son olarak kölelerden oluşuyordu.
    Nüfusun yüzde seksen ve doksan arasındaki kısmı Hür Köylülerden (Ferşagleg) kalan da Uezdan aileler ve bağımlı köylülerinden oluşmaktaydı…
    1822 yılında yapılan ilk yerleşim ve toprak dağıtımında toplam 213 bin hektar toprak dağıtıldı…
    Bu toprağın;
    -106 bin hektarı köylülere,
    -34 bin hektarı feodal beylere,
    -52 bin hektarı dört Kazak kasabasına,
    -21 bin hektarı da Hazine’ye verildi.
    Köylülere verilen 106 bin hektar toprağın 66 bin hektarı Tagaur toplumuna, 15 bin hektarı Kurtatin toplumuna, 13 bin hektarı Alagir toplumuna ve 12 bin hektarı da Digor toplumuna verildi.
    Bu tarihte ovaya inen insan sayısı toplam 21 bin kişiydi ve kurulan 17 köye yerleştiler…
    Toprakların en verimli olanları Kazaklara ve Uezdan ailelere ayrıldı, köylülere çoğunlukla bataklık, çorak ve verimsiz topraklar verildi…
    Nüfusun yüzde 20’sini oluşturan Kazaklar ekilebilir toprakların ve ormanların yüzde 40’ına sahipti, kalan yüzde 60 da Osetler arasında paylaştırılmıştı…
    Belli aralıklarla devam eden bu dağdan ovaya iniş süreci 1870’lerde Kazakların ve Uezdan ailelerin isteği üzerine durduruldu…
    Her yeni gelen köylü var olan toprağın bir kısmını kendisi için alıyordu ve bu da “hakim sınıflar”ın çıkarlarına darbe anlamına geliyordu.
    1870’lerde nüfusun yüzde kırkı ancak ovaya inebilmişti ve yüzde altmışlık kesim hala dağlarda kıt kanaat yaşamaya çalışıyor ve Ruslardan izin alarak ovaya erleşmeyi umuyordu…
    Özel izinlerle ovaya inen dağlıların dışında hemen hemen nüfusun yarısı hala dağlardaydı…
    Bunlar da ancak 1917 Ekim Devrimi’nden sonra ovaya inerek “millete karıştılar”…
    ÇIKAN SORUNLAR
    Rusya bölgeye kendi kapitalizmini getirmişti…
    Kapitalizme özgü hukuksal, sosyal, kültürel, ekonomik yasalar dağlı Oset toplumuna tamamen yabancıydı ve çok büyük uyum sorunları yaşandı…
    Önemli sayıda köylüler tekrar dağlara döndüler; ovada açlık, yoksulluk ve kriminal olaylarda büyük artışlar oldu…
    1872-1879 yılları arasında Nar vadisinde nüfusun yüzde 16’sı ve Ginlat, Gurkumta ve Tavgosta köylerinde nüfusun yüzde 70’i açlıktan öldü…
    Halk ağır vergiler ve sebebini bilmedikleri ağır cezalandırma sistemi ile çok büyük bir baskı altına alındı…
    Özellikle Müslüman Osetlere karşı bilinçli bir ayrımcı ve aşağılayıcı politikalar uygulandı; onlara “dönekler” deniyor ve en ufak bir olayda haksız yere ağır cezalara çarptırılıyorlardı…
    Ruslar ve Kazaklar tarafından aşağılandılar, kültürleri, töreleri, gelenekleri ayaklar altına alındı…
    Yine önemli sayıda işsiz ve umutsuz bir kesim de Avrupa’ya, Amerika’ya, Avustralya’ya ve Kanada’ya göç etti…
    1861 yılında Rusya’da yasaklanan toprak köleliği 1867’de Osetya’ya da uygulandı; birçok kevdeşart ve köle özgürlüğüne kavuştu ama ne ekecek toprakları ne de karınlarını doyuracak imkânları vardı…
    Köleliğin kaldırılması Uezdan ailelerin de birçok ayrıcalığına son verdi ve onlar da sorun çıkarmaya başladılar…
    Bütün bu sorunlar ve başkaları Osetlerin Osmanlı’ya göç etmelerinin temel nedenleri oldu…
    Osetlerin büyük evladı Kosta Khetagurov bu dönemi şöyle anlatıyordu:
    “Kuzey Kafkasya’ya hakim olan Ruslar, maalesef yerlilerin hukukunun ve yaşantılarının özelliklerini anlamadan, öğrenmeden hemen onları Devlet normları içine sokmaya çalıştılar, ama onları hazırlamadan yaptılar bunu. Bağımsız, özgürlüklerine düşkün, cesur ve savaşçı yerlileri hiç bilmedikleri yeni kuralların içine sokmaya çalıştılar. Bu durum galipler ve mağluplar arasındaki anlaşmazlığın en büyük nedeni idi.”
    Bütün bu olumsuzlukların yanında bardağın dolu tarafına da bakmak gerekir…
    Ovada çiftçilik, hayvancılık, sebze ve meyve üretimi, arıcılık, kümes hayvanı üretimi gelişti…
    Üretimin hacmi, verimliliği, çeşitliliği ve karlılığı arttı…
    Kullanılan tarım aletleri daha da modern aletler ile yer değiştirdi…
    Kapitalizm gelişti, modern anlamda sınıflar ortaya çıktı…
    Osetlerin birbirinden kopuk ve uzak olan dört toplumu birbirine yaklaştı, kaynaştı ve “Ulus olma bilinci” gelişti…
    Osetlerin diğer komşu halklarla sosyal ve ticari ilişkileri gelişti ve dostluk ve barışçı bir atmosfer oluştu…
    Eğitim, sağlık, konut, kültürel faaliyetlerde büyük atılımlar gerçekleştirildi…
    Bütün bu atılımlar özellikle devrimden sonra daha da ileri boyutlar kazandı…

    HAYRİ ATA…..

    https://www.facebook.com/groups/ozguroset/permalink/1427140470736

    ZİYARETÇİ YORUMLARI

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

    BİR YORUM YAZ

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

    Yandex.Metrica